Üzgünüm size defterde dayanmadı bitmiş:D Artık ziyaretçı defterıne yazılmıyor....)
| İsim: | dosta dost | | Site: | - | | Değerlendirme: | 1 | | Zaman: | 06.03.2009, 16:38 (UTC) | | Mesaj: | site terk edildi karişıklık ondan burda öyle duruyor :)arada ugrarsa ugrar site sahibi baksa bir ... :'( |
| İsim: | aaaa | | Site: | - | | Değerlendirme: | 1 | | Zaman: | 27.02.2009, 23:44 (UTC) | | Mesaj: | siten çok güzel tasarımı çok güzel ama çok karışık konular anlamıorum her yaşa hitab eden şeyler yapman gerek |
| İsim: | - | | Site: | - | | Değerlendirme: | 1 | | Zaman: | 27.02.2009, 09:13 (UTC) | | Mesaj: | SİTEN ÇOK İYİ DAHAYENİLİKLER BULMAN GEREK HOŞCAKAL ;-) |
| İsim: | - | | Site: | - | | Zaman: | 19.02.2009, 20:36 (UTC) | | Mesaj: | |
| İsim: | arkadaşin | | Site: | - | | Değerlendirme: | 1 | | Zaman: | 13.02.2009, 21:50 (UTC) | | Mesaj: | Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: "Sevginin sadece sözünü
edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?" Bakın göstereyim
demiş, ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları
çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine.
Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasındanda derviş
kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. "Ermiş bu kaşıkların
ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. Peki
demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun
geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına.
En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.
Bunun üzerine şimdi demiş ermiş, sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım
yemeğe. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar
gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyurun" deyince, her biri uzun
boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak
içirmiş. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar
sofradan işte demiş ermiş, 'kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini
görür ve doymayı düşünürse,o aç kalacaktır. ve kim kardeşini düşünür de
doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz ve şunu da
unutmayın, gerçek pazarında alan değil, veren kazançtadır daima.
|
| İsim: | abdullah | | Site: | - | | Değerlendirme: | 6 | | Zaman: | 10.02.2009, 20:14 (UTC) | | Mesaj: | öncelikle kızlara duyuruyorum msn abdullah_kurnaz bu siteye girdigim günden beri bilgisayara 25 trjen geldi şikayat ciyim sitenin kapatılması için tayip erdogana baş vurcam iyi igünler :D |
| İsim: | - | | Site: | - | | Zaman: | 10.02.2009, 18:57 (UTC) | | Mesaj: | |
| İsim: | misafir | | Site: | - | | Değerlendirme: | 1 | | Zaman: | 16.01.2009, 16:25 (UTC) | | Mesaj: | Diki$ yerLeri atmi$ ßir hayatin tam OrtaSinda , naRkoza MUHTAC ßir kaLp iLe ßiraktiqin o yerLerdeyim |
| İsim: | site sahibi | | Site: | - | | Değerlendirme: | 1 | | Zaman: | 04.01.2009, 11:57 (UTC) | | Mesaj: | Sen Filistin, hokkaları doldur kanla,
Şairler eğer ahın varken
Uzanırlarsa tomurcuklara güllere
Herbiri kanlı bir ateş gibi korku
Bir azar, bir şamar olsun.
Filistin, sen işine bak, kar toprağını,
Yoğur gazabını Yaradanın..
../..
Farzet körsün, olabilir,
Elele tut,
Taş al ve at,
Kafiri bulur.
Hani ceylanların,
Hani cihat marşın?
Bir yumruk harbinden nasıl kaçtın?
En arka safta bile kalmadın,
Cengi attın, dünyaya daldın,
Tezeğe konan sinekler gibi.
Dönüyor burgaç,
Dünya üstten, yanlardan daralıyor.
Ovalardan,
Dar geçitlere sürülen sığırlar gibi,
Bir gün ister istemez,
Karşısında olacaksın kaçtıklarının.
Dua et,
O gün henüz mahşer olmasın...(not isimsiz yazanların yazılarını sileyim mi?:)deftere yazılıyor galiba artık çoktan siteye ugramıyorum arada bakarım söz vermeyimde of neyse a.e.o ALLAH cc daim yar ve yardımcımız olsun amin...
|
| İsim: | - | | Site: | - | | Değerlendirme: | 1 | | Zaman: | 30.12.2008, 23:16 (UTC) | | Mesaj: | Dirime selâm vermeyen,
Ölüme de fazla yaklaşmasın!
Dostsan, ölmemi bekleme!
Haklıysam, yaşarken savun beni!
Yaşarken yanımda ol!
İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan!
Ve inanmamışsan, sakın rol yapma!
Her söylediğimi onaylaman sart değil...
Her yaptığımı beğenmen de gerekmez...
Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma!
Yadırgayabilirsin beni,
Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma...
Kandırmanı aslâ kabul edemem!
Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama,
Beni, bana sormadan yargılama!
Her yediğimiz aynı olmaz belki,
Her dakikamız birlikte geçmez...
Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de,
Agladığında seninle birlikte oturup ağlarım...
Belki her çağırdığında gelemem fakat,
Derdine ortak ararsan, koşarım...
Ben de herkes gibi insanım elbet,
Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok!
Senin işin bu değil!
Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında...
|
|
|
 |
|